Monday, July 30, 2007
kadinim
tanju okan

kimi bunyelere receteyle verilebilsin ancak.
ruh sagligi/ hali/ vakti/ keyfi yerinde insanlara.

her sey yerli yerinde deriz hani. seylerin yerleri vardir, her sey bir yere aittir. "fascist"ce bir fashion tandansinda, "fashistce" hatta. -yersizim ya ben, ondan koyuyor olsa gerek konseptuel ama tutarli yerindelik-.

keyfi de yerindedir ya boyle kimilerinin, orda durur yillarca, tozlu ama kipirdamaz bir keyfi yerindelik hali. iste ben asil o insanlarin mi yoksa kendimin mi ruh hastasi oldugu (cumle bozukluklarimla sev beni okur) konusuna 'mantigi yerinde' bir aciklama/ aydinlatma getiremedim.

bu soruyu kendime sorarken tanju baba fonda "esyalar toplanmis seninle birlikte, anilar dagilmis odaya, her yere" diye tok sesiyle odamda/evimde sarki soylemesin, rica ediyorum.

her seyin bir yeri var, zamani var, degil mi.

ozlemin bile.
le monde diplomatique'ten...
ufacik bir paragraf. Basligi: Turquie (Turkiye). Ufacik satirlarin bile arasindan turc/turque/turquie kelimelerini gorebilecek atmaca gozlerim, ikinci sayfadaki kucuk ama kalin fontlarla yazilmis bu basligi tabii ki kacirmiyor.
inspirationlarla dolu yabanci basina dusunce gucunu gelistirme sorulari sormus Bertrand Kennedy.
Diyor ki, peki tamam, Adalet ve Kalkinma Partisi ezici bir ustunlukle yeniden TBMM'de yerini aldi ve siz bunu "yeni osmanlilarin zaferi olarak lanse ettiniz (bu kismi boyle anlatmiyor, ben satir aralarindan ceviriyorum, kinaye guzel bir kurumdur, tadindan yenmez)" fakat....


neden buyuk illerde cumhuriyetci mitingler duzenlendi, ve baslarinda hep ve sadece kadinlar vardi?
AKP'nin kuruculari kim?
icten ve distan yonettigi kitle kim?
halki gercekten temsil ediyor mu?
demokrat mi, durust mu, laik mi?
cesmenin suyu nereden geliyor?
demokrasi icin gercekten ne yapti, sosyal adalet icin, cok seslilik icin?
2002 yilinda neden secilmisti, vaatlerini yerine getirdi mi?
dokunulmazlik yasasi nedeniyle kac tane AKP milletvekili yargidan kacabiliyor?
Turkiye'de kim modern bir toplum, kuralli bir duzen taraftari, kim gelisiguzel bir sistem istiyor?
bati medyasi AKP'yi neden bu kadar cok seviyor?
Irak isgali sirasinda Amerika'ya hangi Turk partisi destek verdi?
Turkler neden AB konusundaki umutlarini tamamen yitirip, ulus-devlet anlayisini benimsemeye basladi?
AKP'yi basa getiren ekonomik sikintilarin kaynagi neydi?
peki ya 1950'den beri Turkiye'yi kimler yonetiyor zaten? sagci partiler mi, tam zitti oldugunu (s)andigimiz laikler mi?


buyrun size cancanli case study sorulari, icinden ciktiginizda bana da haber vermezseniz cok bozulurum.
kureseksuel isinma
newsweek dergisinin bu haftaki sayisinda soyle bir yazi var: "After We Are Gone".

kiyamet teorisini, insanin mi dunyanin mi yok olusu uzerine kurardiniz?

cumle icinde kullanilanlar:
- ekolojik dengesine kavusmasi, sayisi 6 milyari bulan zararli bir turun tamamen olmasa da bir kisminin yok olusuna bagli olan mavi bir gezegen.
- saskinca ve gozu donmuscesine tuketen/ureyen/kirleten insan turu.

Voluntary Human Extinction Movement diye alip baslarini yurudu kimileri, bakmayin turun hayatta kalma savasi vermesi gerektigi gercegine. Diyorlar ki: "Ey insanoglu/insankizi, artik cocuk yapmayi birak!!"

Hani guzeller guzeli bir aktor amca var, Clive Owen diye. Children of Men diye bir filmde oynadi 2006 yilinda. Dunyadaki en genc insanin bir suikasta kurban gitmesiyle aciliyordu film. En genc insan dedikleri 18 yasinda olursa, hamile kalmak hisseli mucizeler kumpanyasina dahil edilirse, insankizi bebek dunyaya getirebilme, insanoglunun spermi yumurtayi dolleyebilme yetisini yitirirse neler olur?


"Bizsiz bir dunya"nin cokca anlamsizlasacagini dusunuyorsunuz degil mi?
olasi yok olusumuzu takip eden 10 milyoncuk yilin, dunyanin kendini yenileme sureci oldugundan habersizsiniz cunku, cunku hala hamamboceklerinin ellerine kalacagini saniyorsunuz radioaktiviteyle donanmis/donatilmis/patlamaya hazir mavi planetin.



o sirada hitchhiker's guide to the galaxy'den firlamis, kobay rolundeki, iki fare soyle dedi:
gittikce cogaliyorlar efendim, durduramiyoruz!
Monday, July 16, 2007
birthday kid
aaa nasil da cabuk gecmis, nasil cabucak gelivermis temmuz'un 17'si.
nasil da ceyrek yuzyil devrilmis, yas 25 olmus.

bunca yilin dna'larimda yarattigi zararlari, mutasyonu cilginca kutlamak icin tanidigim ne kadar insan varsa davet ettim, sampanya icip dansedecegiz. dogumgunu pastam yok. pasta konseptine karsiyim, 24 tane sampanya sisesinin ustune mum dikerseniz ona bisey demem. cok simarabilirim, aslinda hic simarmaya/da/bilirim. zira asil bekledigim, istedigim, ozledigim hediye ucaga atlayip buraya gel(e)medi. burdan fransiz konsolosluguna eseflerimi bildirir, baskonsolos amcayi ellerinden operim, hadi baskonsolos amca nolur be, bi vize be amca beee demem, koskoca kiz paris'lere doktora yapmaya gitmis baskonsolosla nasil konusulacagini, 'be' denmemesi gerektigini ogrenememis dedirtmem.

ne diyordum... ah evet, pastam yok, ne yas ne kuru. pastasizim. kimse ates yakip ustunden atlamayacak, mangali yakmak icin saatler ve dahiyane fikirler tuketmeyecegiz, kimse mum falan uflemeyecek, kokulu mumlarimi da bu gece icin harcarim sandiysaniz yanildiniz. atesle oynamayacagiz iste, pyromanlar partime gemesin, kendi evlerinde ates yaksinlar. burasi paris, bacasindan duman tuten evinize gelip muhur falan vururlar, gorursunuz atesti somineydi kaloriferdi sobaydi.

iste ben boylesi histerik hallerde, elimde bir bardak manzana, fransa'da saatin geceyarisini vurmasini bekliyorum. ilk dogumgunu mesajim japonya'daki exchange ailemin kizindan geldi. daha oysa ayin 16 si dedim kendi kendime, sonra saat farkini animsadim, ah dedim Ezop, hic kurnaz degilsin, kizcagiz senden daha iyi biliyor bu isleri. kizdim sonra kendime, actim bi paint dosyasi kocaman pembe (en sevdigi renk) bi kalp cizdim. icine japonca " tesekkur ederim >) " yazdim, ogrettiklerini unutmadim bak sevgili exchange kardesim manasinda.

son dogumgunu mesajimin kaliforniya'dan gelmesini umuyorum, gelmezse ben arayip uyandiracagim, cabuk dogumgunumu kutla diye bagiracagim telefonda. bu sene boyle de utanmaz olabilirim, ne de olsa 25 oldum, hayatta kac kere 25 olabilir ki insan!kac kere ceyrek yuzyili geride birakabilir sorarim size! hadi yalanciktan 25 oldum diye bile kac defa yalan soyleyebilirsin zaten. bu seneden itibaren yerimde sayiyorum ben ama kimi kandiririm bilemiyorum.



cok degerli okuyucular, saygideger blog calisanlari, sevgili blog arkadaslarim, biricik dunya vatandaslari (tamam abartmiyorum!)


bugun benim dogumgunum.

kendimi hic olmadigi kadar, sizi her zamankinden cok kucakliyorum, ay havai fiseklere inanin hic gerek yoktu! hem benim icin yanarli donerli 'parlattiginiz' o eyfel kulesini sonduruverin, cok elektrik faturasi oduyoruz sonra.